İhtiyati hacizde teminat ile ilgili bilinmesi gerekenler

Hakim, teminatsız ihtiyati haciz kararı veremez. 6100 Sayılı HMK m.87 uyarınca,  1 Ekim 2011 tarihinden itibaren ihtiyati haciz taleplerinde nelerin teminat olacağı hakimin takdirine bırakılmıştır. Banka, kendi teminat mektubunu teminat olarak gösteremez. Teminat parası serbest kalmadan haczedilemez. Alacaklı ve borçlu arasında teminat alınmadan ihtiyati haciz kararı verilebileceğini öngören sözleşmelerdeki kayıtlar geçersizdir. Çünkü teminat sadece borçlunun değil, ileride zarar görmesi muhtemel üçüncü kişilerin de zararını güvence altına alır. Sözleşme sadece tarafları bağlayacağından, borçlunun üçüncü kişiler adına teminattan vazgeçme yetkisi bulunduğu kabul edilemez

Teminatın iadesine ilişkin talepler hakkında verilen kararların temyizi mümkün değildir.

İİK’nun 265.maddesine göre ihtiyati hacze teminat yönünden itiraz halinde ihtiyati haciz teminatı yok diye veya yetersiz diye haciz kararı kaldırılmamalı, yeterli teminat alınmak suretiyle ihtiyati haciz kararı değiştirilerek ihtiyati haciz kararı vermelidir.

İhtiyati haczin teminatla ilgili 259.maddesine adli yardımdan yararlananlara ilişkin bir hüküm koymaması anlamlı bir susma şeklinde değerlendirilerek, hükmün mefhumu muhalifinden hareketle adli yardımdan yararlananların ihtiyati hacizde teminattan muaf olamayacakları sonucuna ulaşılabilir.

Doktrinde ise adli yardımdan yararlananların ihtiyati haciz kararı alırken teminattan muaf tutulmaları gerektiği kabul edilmektedir. Biz de adli yardımdan yararlananların ihtiyati haciz kararı alırken teminattan bağışık tutulmaları gerektiği kanısındayız. HUMK’nun 110. (6100 Sayılı HMK’nun 392.) maddesinin açık hükmü gereğince HUMK nun 102. maddeye (şu anki İİK’nun 257.vd maddelerine) göre alınan tedbir kararlarında adli yardımdan yararlananlar için teminattan muafiyet tanınması gerekiyordu. Daha sonra ihtiyati haciz İİK’da düzenlenince adil yardımdan yararlananlara teminattan muafiyet tanınmasına ilişkin HUMK’un 110. (6100 Sayılı HMK’nun 392.) maddesine benzer bir hükmün İİK’nun ihtiyati hacizle ilgili maddelerine konulmamasının bir unutkanlık sonucu olduğu kanısındayız.

Teminat Verilmesinin İstisnaları

a)İlama dayanan alacaklarda teminat aranmaz.(İİK m.259,II) Bono ile ilgili açılan menfi tespit davasının reddine karar verilmesi, bonoya dayalı alacağı ilama dayalı alacak haline getirmez.

b)İlam niteliğindeki belgelere dayanan alacaklarda teminat gösterilmesi hakimin takdirine bağlıdır. (İİK m 259,III) İİK’nun 38.maddesinde ilam niteliğindeki belgeler şu şekilde belirtilmiştir: “Mahkeme huzurunda yapılan sulhlar, kabuller ve para borcu ikrarını havi re’sen tanzim edilen noter senetleri, istinaf ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletleri müteselsil kefalet hükmündedir.

c)Adli yardımdan yararlananlar teminattan da muaf kabul edilmelidir.

d)Konkordato tasdik talebinin reddi halinde teminatsız ihtiyati haciz kararı verilir (İİK m.301,II)

e)Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’nun ihtiyati haciz taleplerinde teminat aranmaz. Ancak fonun alacağı temlik etmesi halinde, temlik alan teminattan muafiyetten yararlanamaz.

 f)4603 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası A.Ş.ve Türkiye Emlak Bankası A.Ş. Hakkında Kanun’un Geçici 4/II hükmü uyarınca bankaların ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmaz.

Bazı kredi sözleşmelerinde ihtiyati haciz talep edilmesi halinide bankanın teminat göstermekten muaf olduğu şeklinde bir kayıt konulmakta ve bu sözleşme hükmü dayanak gösterilmek suretiyle mahkemeden teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmektedir.Sözleşmelerde konulan bu kayıtlar geçersizdir. Bu tür bir kayıt, sözleşme serbestisinin sınırları çerçevesinde emredici hukuk kuralları ile icra hukukunun amaç ve ilkeleri karşısında bazı hukuki sorunlara da neden olmaktadır.

Bankanın ihtiyati haciz talep etmesi durumunda teminat olarak kendi teminat mektubunu kullanabileceğine ilişkin sözleşme hükümlerinde de rastlanmaktadır.

Öncelikle sözleşme hükümlerinin sadece sözleşmenin taraflarını bağlayacağı dikkate alındığında, bankanın teminat olarak kendi teminat mektubunu verebilmesine ilişkin kaydın 3.kişiler açısından bağlayıcı olmadığı ve bu nedenle 3.kişilerin olası zararlarını da güvence altına alan İİK’nın 259/I hükmüne uygun düşmeyeceği açıktır.

Bankanın kendi teminat mektubunu verebileceğine ilişkin sözleşme hükmünün, teminat mektubunun niteliği ile de bağdaştırmak kolay değildir.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*