İstihkak iddiası nedir? İstihkak davası hakkında bilinmesi gerekenler nelerdir?

Haczedilen bir mal üzerinde, alacaklı ve borçlu dışındaki üçüncü bir kişinin, mülkiyet veya rehin hakkı gibi hak sahibi olduğunun ileri sürülmesine, istihkak iddiası denir.

Borçlunun mallarına haciz tatbik edilirken, uygulamada, borçlu dışında üçüncü bir kişiye ait olan malların da haczedildiği durumlara rastlanmaktadır. Bu gibi durumlarda, borçluya ait olmadığı iddia edilen bu malların hacizden kurtarılması için açılan davaya istihkak davası adı verilmektedir.

İstihkak iddiası, bir malın haczedilmesine engel teşkil etmemektedir. Ancak üzerinde istihkak iddiası bulunan yani çekişmeli olan malların, borca yetecek miktarda mal bulunamaz ise haczedilmesi gerekmektedir.

Taşınır mallarda, istihkak iddiasına konu malın, borçlunun elindeyken haczedilmesi ile üçüncü kişinin elindeyken haczedilmesi gibi farklı durumlar söz konusu olabilmektedir. Her iki durumda da, malın, kimin elinde bulunduğuna göre istihkak davası farklı prosedürlere tabi olmaktadır.

Elde bulundurmayı, fiilen elde bulundurma şeklinde değil, evinde, işyerinde, ofisinde bulundurmak şeklinde geniş anlamda yorumlamak gerekmektedir.

İstihkak iddiasında bulunan üçüncü kişi ile borçlunun malı birlikte elinde bulundurmaları halinde dahi mal, borçlunun elinde sayılmakta ve istihkak prosedürü buna göre işlemektedir.

İcra İflas Kanunu’nun 96 ve devamı maddeleri, istihkak konusunu düzenlemektedir. “Borçlunun Zilyedliği ve İstihkak İddiası” başlıklı 96. madde;

Madde 96 – (Değişik: 18/2/1965 – 538/53 md.)
Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra tutanaklarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir.
İcra dairesi aynı zamanda istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere alacaklı ve borçluya üç günlük mühlet verir. Sükûtları halinde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar.
Malın haczine muttali olan borçlu veya üçüncü şahıs, ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmadığı takdirde, aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder. İstihkak iddiasının yapıldığı veya istihkak davasının açıldığı tarihte istihkak müddeisi ile birlikte oturan kimseler yahut bu şahısların iş ortakları, iddianın yapıldığı tarihte veya istihkak davası 97’nci maddenin 9’uncu fıkrası gereğince açılmışsa davanın açıldığı tarihte malın haczine ıttıla kesbetmiş sayılırlar.” hükmünü havidir.

İstihkak iddiasına ilişkin hükümler, menkul mallar için uygulanır. Gayrimenkuller için istihkak iddiası mümkün değildir. Gayrimenkul üzerine konulan haczin kaldırılması gibi işlemler, memur muamelesini şikayet mahiyetinde olup, bu gibi durumlarda istihkak değil, şikayet prosedürü uygulanacaktır.

Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olduğundan, o şeyin malikinden başka kişiler bütünleyici parçalar üzerinde istihkak iddiasında bulunamaz.

İstihkak iddiası, menkul mal üzerinde;

1-Mülkiyet hakkı iddiası,

2-Rehin hakkı iddiası,

3-Eklenti

4-Kişisel hak iddiası

5- Tapuya işlenmiş satış vaadi sözleşmesi

6-Mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış sözleşmesi

7-Finansal kiralama sözleşmesi

8-Ortağın borcundan dolayı şirket mallarının haczi şeklinde karşımıza  çıkmaktadır.

T.M.K 939. maddesi uyarınca, rehin edilen şeyin kural olarak alacaklıya teslim edilmesi gerekmektedir. Dolayısı ile borçlunun elinde haczedilen menkul üzerinde teslim şartı gerçekleşmeden rehin hakkı kurulamaz. Ancak teslimsiz doğan rehinler için (Ticari işletme rehni, hayvan rehni, gemi ipoteği gibi) teslim gerekmediğinden,  istihkak iddiasında bulunmak mümkündür.

Hapis hakkı da, menkul rehni niteliğinde olup, hapis hakkına istinaden istihkak iddiasında da bulunulabilir.

MK’nın 686. maddesine göre eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel adetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır mal olarak tanımlanmıştır. Eklentinin, asıl şeyden geçici olarak ayrılması, bu niteliğini kaybettirmez. Eklentinin, asıl şey malikinin borcu için asıl şeyle birlikte haczedilmiş olması halinde, eklenti üzerinde mülkiyet hakkı mümkün olduğundan, eklentinin maliki, eklenti üzerinde istihkak iddiasında bulunabilir.
Her ne kadar maddede bahsedilmemiş ise de istihkak iddiası, kişisel hak nedeni ile de ileri sürülebilir.

1. Niteliği Gereği Hacizden Önce Tercih Edilmesi Gereken Kişisel Haklar
Niteliği gereği hacizden önce gelmesi gereken bir kısım kişisel haklar, istihkak iddiasına dayanak teşkil edebilir. Örneğin; malik olmayan bir kimsenin, başkasına kiraya verdiği şeyi kiracıdan geri isteme hakkı, (6098 s.BK. 568), Malik olmayan bir kimsenin başkasına ariyet olarak verdiği şeyi, âriyet alandan geri isteme hakkı (BK. 384) istihkak iddiasına konu teşkil edebilir. Yine, hasılat kiracısı yetiştirdiği ürün üzerinde arazi sahibinin alacaklısına karşı, hacizden önceki kira sözleşmesinden doğan kişisel bir hakka dayanarak istihkak iddiasında bulunabilir. Çünkü, istihkak iddiasında bulunan bu kimselerin zilyetlik hakları, malı elinde bulunduranlara nazaran tercih edilir durumdadır.
2. Tapuya Şerh Verilerek Kuvvetlendirilmiş Kişisel Haklar
Ön alım hakkı: Taşınmaz malikinin, taşınmazını bir üçüncü kişiye satması halinde, tek taraflı bir beyan ile taşınmazın alıcısı olabilme yetkisini veren, yenilik doğuran bir haktır. (MK. m.735),
Geri alım hakkı: Taşınmazını başkasına devretmiş olan kimseye, tek taraflı irade beyanı ile taşınmazı geri alabilme yetkisini sağlayan yenilik doğuran bir haktır (MK. m.736),
Alım hakkı: Tek taraflı bir beyanla, belirli bir bedelle taşınmazın alıcısı olabilme yetkisini veren, yenilik doğuran bir haktır (MK. m.736).
Yukarıda sayılan kuvvetlendirilmiş her üç şahsi hak sahibi bu haklarını istihkak iddiası olarak ileri sürülebilir.
E. Tapuya İşlenmiş Satış Vadi Sözleşmesi Nedeni ile İstihkak İddiası
Üçüncü kişi, borçluya ait taşınmazı «satış vaadi sözleşmesi» ile satın almış ve bu sözleşmeyi de tapuda işletmişse, bu şerhten sonra o taşınmaz üzerine konulacak haciz kendisini etkilemeyeceğinden, sahip olduğu ve tapuya işlettiği hakka dayanarak, istihkak iddiasında bulunabilir.
Bunun için alıcı, daha önce satıcı aleyhine -zorunlu tescil- davası açıp lehine ilâm almışsa, elindeki tescil ilâmını sunarak istihkak davası açabilir ve tapudaki haczin kaldırılmasını isteyebilir.

Mülkiyeti muhafaza sözleşmesi ile satılmış olan taşınır malların henüz alıcının satış bedelinin tamamını ödeyerek malik duruma gelmediği dönemde istihkak iddiası için şu ihtimaller ortaya çıkar:
a) Mülkiyeti muhafaza koşuluyla satılan malın, alıcının alacaklıları tarafından haczedilmesi halinde yani henüz satış bedelinin tamamı satıcıya ödenmeden, alıcıya mülkiyeti muhafaza sözleşmesiyle satılıp teslim edilmiş olan mal, alıcının alacaklıları tarafından haczedilirse, gerek satıcı ve gerekse alıcı (borçlu), ‘haczedilen bu taşınırın mülkiyetinin borçluya geçmemiş olduğunu’ belirterek «istihkak iddiasında» bulunabilir
b) Mülkiyeti muhafaza koşuluyla satılan malın, satıcı tarafından haczedilmesi: Mülkiyeti muhafaza koşuluyla satıp alıcıya teslim ettiği malı, satıcı da -ister taksit alacağı ister başka bir alacağı için- haczettirebilir. Böyle hareket etmekle, satıcı mülkiyeti muhafaza sözleşmesinden vazgeçmiş sayılır.
c) Mülkiyeti muhafaza koşuluyla satılan malın satıcının alacaklıları tarafından haczedilmesi halinde; alıcı taksit borçlarını düzenli ödüyor ise, haciz koyduran üçüncü kişi sadece “ödenmekte olan taksitlerin kendilerine ödenmesini (m.89) isteyebilir.

Finansal kiralama konusu malların, kiralayan tarafından, «kira borcu» için haczedilmesi halinde; kiracı, «şikayet» yoluyla haczin kaldırılmasını isteyebilir. Çünkü finansal kiralama konusu mallar kiralayan tarafından haczedilemez (Fin. Kir. K. m.13)
Finansal kiralama konusu malların kiralayanın alacaklıları tarafından haczedilmesi halinde; kiralayan ya da kiracı şikayet yoluyla, haczin kaldırılmasını isteyebilir. Çünkü, finansal kiralama konusu mallar, sözleşme süresi içinde haczedilemez (Fin. Kir. K. m.20/2)
Finansal kiralama konusu malların, kiracının alacaklıları tarafından haczedilmesi halinde; kiracı ve kiralayan; yedi gün içinde şikâyet yoluyla, finansal kiralama konusu malın “icra takibi dışında bırakılmasına’’ karar verilmesini isteyebilecekleri (Fin. Kir. K. m. 19/2) gibi, kiralayan icra dairesine «istihkak iddiasında» bulunabilir ya da doğrudan doğruya «istihkak davası» da açabilir. Bu durumda kiracı istihkak iddiasında bulunamaz ve istihkak davası açamaz. Kiracı sadece “haczedilmezlik” şikayetinde bulunabilir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 133. maddesinde, Ticari şirketlerde ortakların kişisel borçlarından dolayı şirket mallarına hangi hallerde müracaat edilebileceği düzenlenmiştir. Buna göre,
a-Şahıs şirketlerinde: Bir şahıs şirketi devam ettiği sürece ortaklardan birinin kişisel alacaklısı, hakkım şirketin bilançosu gereğince o ortağa düşen kâr payından ve şirket fesholunmuşsa tasfiye payından alabilir. Henüz bilanço düzenlenmemişse alacaklı bilançonun düzenlenmesi sonucunda borçluya düşecek kâr ve tasfiye payı üzerine haciz koydurabilir.
Ayrıca, alacaklılar, şahıs şirketlerinde alacaklarını, borçlu ortağın şirketten olan diğer alacaklarından da alabilme ve bunun için haciz yaptırabilme yetkisini de haizdir.
b-Sermaye şirketlerinde: Sermaye şirketlerinde alacaklılar, alacaklarını, o ortağa düşen kâr veya tasfiye payından almak yanında, borçlularına ait olan, senede bağlanmış veya bağlanmamış payların, İcra ve İflas Kanununun taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebilirler. Haciz, istek üzerine, pay defterine işlenir.
Ayrıca, alacaklılar, sermaye şirketlerinde alacaklarını, borçlu ortağın şirketten olan diğer alacaklarından da alabilme ve bunun için haciz yaptırabilme yetkisini de haizdir.

Alacaklı ve borçlu, kendilerine tebliğ edilen istihkak iddiasına karşı tebliğden itibaren üç gün içinde ya da daha sonra, üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul ettiklerini icra dairesine bildirebilirler.

Alacaklı ve borçlu, bu üç günlük süre içinde istihkak iddiasına karşı itiraz etmezlerse, istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar. Alacaklı ve borçlu, üç gün içinde istihkak iddiasına itiraz etmemiş veya geç itiraz etmiş ise, icra müdürü, dosyayı icra mahkemesine vermez. Alacaklılar birden fazla ise, üçüncü kişinin istihkak iddiasında haksız çıkması halinde, istihkak iddiasına itiraz eden alacaklılar haczedilen maldan alacaklarını alabilirler. İtiraz etmemiş alacaklılara düşen pay istihkak iddia eden üçüncü kişiye ait olur.
İstihkak iddiasına itiraz konusunda alacaklıya tanınan süre hak düşürücü süredir.
Süresi içinde itiraz edilmemesi halinde, üçüncü kişinin istihkak iddiası mülkiyet hakkı ise, mal üzerindeki haciz kalkar. Üçüncü kişinin istihkak iddiası rehin hakkı ise, mal bu rehin hakkı ile yükümlü olarak haczedilmiş sayılır.

Alacaklı veya borçlu ya da her ikisi, üç günlük süre içinde, üçüncü kişinin istihkak iddiasına itiraz ederse, icra müdürü, istihkak iddiası ile ilgili dosyayı hemen icra mahkemesine verir.
İstihkak iddiası üzerine icra müdürlüğünce İİK’nın 97/1 maddesi gereğince işlem yapmaması halinde, memur işlemi hakkında süresiz şikayet yoluna başvurulabilir.
Bu mahkeme, asıl takibin yapıldığı icra dairesinin tâbi bulunduğu icra mahkemesidir. İstihkak iddia edilen malın istinabe yolu ile haczedilmiş olması halinde de, istihkak iddiası dosyası, asıl takibin yapıldığı icra dairesinin tâbi bulunduğu icra mahkemesine verilir.
Dosyayı alan icra mahkemesi, takibin devamına veya ertelenmesine ve kararın istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişiye tebliğine karar verir. İcra mahkemesi, takibin iptaline yönelik karar veremez.
İcra mahkemesi, takibin devamına veya ertelenmesine, dosya üzerinde karar verebileceği gibi, gerekli görürse üçüncü kişiyi, istihkak iddiasına itiraz etmiş olan alacaklıyı ve borçluyu davet ederek duruşma da yapabilir. (m.97/l)
İstihkak iddiasına ilişkin dosyayı alan icra mahkemesi, üçüncü kişinin dayandığı delillerden istihkak iddiasının haklı olduğu kanısına varırsa, istihkak iddia edilen mal hakkındaki takibin ertelenmesine karar verir. Üçüncü kişinin, takibin ertelenmesi hakkında ayrı bir talepte bulunmasına gerek yoktur. Çünkü, istihkak iddiasının yapılmış olması, takibin ertelenmesi talebini de içerir.
Üçüncü kişinin istihkak iddiasını mülkiyet hakkına dayandırmış ve icra mahkemesinin istediği teminatı da göstermiş ise, verilen “takibin ertelenmesi kararı” o malın satışını durdurur. Bu durumda İİK’nın 106. maddesindeki satış isteme süreleri işlemez.
İcra mahkemesi, takibin ertelenmesine karar verirse, haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına karşılık olmak üzere, istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişiden, İİK’nın. 36. maddesinde gösterilen cinsten bir teminat alınmasına da karar verir. Teminatın miktarı, mevcut delillerin mahiyetine göre takdir olunur. Bu teminatın, en az alacaklının alacağını geç almaktan dolayı uğrayacağı zararın %20 sini karşılayacak miktarda olması gerekir.
İcra mahkemesince verilen takibin ertelenmesi karan için, istihkak iddia edilen malın değeri istinaf sınırını geçerse, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulabilir.
Üçüncü kişi, istihkak davasını kaybederse, davalı alacaklıya tazminat ödemeye mahkûm edilir.
İstihkak iddiasına ilişkin dosyayı alan icra mahkemesi, üçüncü kişinin dayandığı delillerden istihkak iddiasının haksız olduğu veya istihkak iddiasının üçüncü kişi tarafından sırf satışı geri bırakmak amacıyla kötüye kullanıldığını kabul etmek için ciddî sebepler bulunduğu kanaatine varması halinde, takibin ertelenmesi talebini reddeder, takibin devamına karar verir. Mesela, haciz mahallinde borçlunun üçüncü kişi adına vergi levhası ibrazı, işyerinin üçüncü kişiye ait olduğunun yeterli kanıtı olmadığından “takibin devamına” karar verilmesi gerekir.83
Takibin devamına ilişkin icra mahkemesi kararı kesindir (m.97/5). İstinaf yoluna baş vurulamaz. İcra mahkemesinin takibin devamına karar vermesi halinde, satış isteme süresi (m. 106) işlemeye devam eder.

İstihkak davasının amacı; gerçek malikin kim olduğunun belirlenmesi ya da mülkiyet hakkının tespiti değildir. Uygulanan haczin belli bir hak iddiasına karşı geçerli sayılmasının gerekip gerekmediğinin tespiti, haczedilen mal üzerinde cebri icranın yürütülüp yürütülmeyeceğinin saptanmasıdır.
İcra mahkemesinin takibin ertelenmesine veya devamına karar vermesi üzerine, üçüncü kişi icra mahkemesi kararının kendisine tefhim veya tebliğinden itibaren, yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açabilir.
Üçüncü kişi, bu dava ile istihkak iddia ettiği hakkın mevcut olduğunun tespitini ister. Üçüncü kişinin istihkak iddia ettiği hak mülkiyet hakkı ise, davacı üçüncü kişi, bu dava ile “malın mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitini” ve bu nedenle “mal üzerindeki haczin kaldırılmasını” ister.
Borçlu istihkak davasında davalı gösterilmemişse, davacı üçüncü kişi, hacizli malın kendisine teslim edilmesine karar verilmesini isteyemez yani, eda davası açamaz. Açılan dava müspet tespit davasıdır. Buna karşılık, borçlu da istihkak davasında davalı gösterilmiş ise, davacı üçüncü kişi, malın mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitini, mal üzerindeki haczin kaldırılmasını ve malın kendisine teslim edilmesini isteyebilir.
Davacı üçüncü kişinin hacizli mal üzerinde iddia ettiği hak mülkiyetten başka bir hak meselâ rehin hakkı ise, davacı üçüncü kişi, istihkak davası ile bu hakkın mevcut olduğunun tespitini ister. Bu halde de, istihkak davası, bir müspet tespit davasıdır.
İstihkak davası açılabilmesi için geçerli bir haczin olması gerekir. Örneğin; takip alacaklısı ile takip borçlusu arasındaki takip danışıklı (muvazaalı) ise, haciz tarihinde geçerli bir hacizden söz edilemez ve hukuken geçerli bir haciz söz konusu olmadığından dava önkoşulu yokluğu nedeniyle istihkak davasının reddi gerekir.
Yine, hükümsüz kalan ihtiyati hacze dayanılarak açılan istihkak davasının dinlenilmesine imkan yoktur.87
İstihkak davası, icra mahkemesinde açılır. Üçüncü kişi süresi içinde genel mah-kemelerde istihkak davası açarsa, hukuk mahkemesi görevsizlik karan verir. Hak düşürücü süreler görevsiz mahkemede davanın açıldığı zamana göre hesaplanır.

Taşınmaz malların haczinde, istihkak davası, taşınmazın aynına ilişkin bir dava olduğundan, HMK 12. maddesi gereğince yalnız taşınmazın bulunduğu yerde açılabilir. Bu yetki kesin yetkidir.
Taşınır Mallar İçin ise;
a) İcra takibinin yapıldığı yerdeki,
b) Davalının (alacaklının) yerleşim yerindeki, icra mahkemesinde açılabilir.
HMUK 512. maddesi HMK’ya alınmadığından talimat yoluyla haczedilen menkullerle ilgili istihkak davalarının artık talimat icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesinde görülmeyeceği kanaatindeyiz.
Bu durumda istihkak davasının hazırlık işlemleri asıl takibin yapıldığı yer icra dairesi tarafından gerçekleştirilir, dosya takibin yapıldığı yer icra mahkemesine verilir ve takibin yapıldığı yer icra mahkemesi, takibin ertelenmesine veya devamına karar vererek bu kararım üçüncü kişiye tefhim veya tebliğ eder.
Bundan sonra, üçüncü kişi, yukarıda belirtilen “yetkili yer” icra dairesinde dava açabilir. Buradaki yetki kuralları, kamu düzenine ilişkin değildir. Bu nedenle, icra mahkemesi yetkisizliğini kendiliğinden gözetemez. Buradaki yetki itirazı da, ilk itirazlardan olup en geç ilk oturumda davanın esasına girilinceye kadar ileri sürülebilir.
6183 sayılı yasaya göre yapılan icra takiplerine dayalı istihkak davaları aynı Yasanın 68. maddesi hükmü gereğince dava değerine göre sulh hukuk veya asliye hukuk mahkemesinde görülür.
İstihkak davalarında dava açma süresini üç ihtimale göre inceleyebiliriz;
a) Üçüncü kişi, icra mahkemesinin takibin ertelenmesi veya takibin devamı kararının kendisine tefhim veya tebliğinden itibaren, yedi gün içinde icra mahkemesinde istihkak davası açmaya mecburdur. Bu süre hak düşürücü
süredir.
Haczin yapıldığı yerde borçlu ile birlikte oturan eşinin, annesinin, babasının, kardeşinin, gelinin, iş ortağının huzurunda haciz yapılmış ise, “hayatın olağan akışına” göre borçlu haczi, haczin yapıldığı gün öğrenmiş olduğu fiili karine olarak kabul edilir.
Buna karşılık, borçlunun huzurunda üçüncü kişinin yokluğunda yapılan hacizde borçlu ile üçüncü kişinin avukatlarının aynı kişi olması, üçüncü kişinin “haczi aynı gün öğrendiği” sonucunu doğurmaz.
Üçüncü kişi, icra mahkemesinin takibin ertelenmesi kararını daha önce öğrenmiş olsa bile, yedi günlük dava açma süresi, bu öğrenme tarihinden değil, icra mahkemesinin takibin ertelenmesi kararının tebliğinden itibaren işlemeye başlar.
Takibin ertelenmesi kararı için istinaf yoluna başvurulsa bile takibin ertelenmesi kararının kendisine tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde istihkak davasını açması gerekir.
Bu yedi günlük istihkak davası açma süresi, hak düşürücü nitelikte olup, icra mahkemesi tarafından kendiliğinden gözetilir.
Üçüncü kişi, icra mahkemesinin takibin ertelenmesi veya devamı kararının kendisine tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde istihkak davası açmazsa, o mala haciz koydurmuş olan alacaklıya karşı o takip için, istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılır. Bununla, haciz koydurmuş olan alacaklıya karşı istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılan üçüncü kişi, aynı zamanda borçluya karşı da istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılmaz; borçluya karşı bir sebepsiz iktisap davası (6098 s.BK. m.77 vd) açabilir.
b) Kural olarak üçüncü kişi istihkak davasını icra mahkemesi kararının kendisine tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde açabilir. Ancak, İİK’nın 96 ve 97. maddesindeki işlemlerin tamamlanmasını beklemeden de icra mahkemesinde istihkak davası açabilir.
İcra mahkemesi takibin ertelenmesine veya devamına karar vermiş ve fakat bu karar üçüncü kişiye henüz tebliğ edilmemiş ise, üçüncü kişi, icra mahkemesi kararının kendisine tebliğini beklemeden istihkak davası açabilir.
c) Üçüncü kişi, icra dairesine istihkak iddiasını bildirmeden haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde, doğrudan doğruya icra mahkemesinde istihkak davası açabilir. Aksi halde, aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder.
İcra dairelerinde ve icra mahkemelerinde adli tatil uygulanmadığından yedi günlük süre adli tatile rastlarsa adli tatil nedeni ile süre uzamaz.
İstihkak davaları harca tabi olduğundan harcın yatırıldığı tarihte davanın açıldığı kabul edilir.
Üçüncü kişinin haczi öğrendiği anda hacizli mal heniiz paraya çevrilmemiş ise, üçüncü kişi, istihkak davasını hacizli mal hakkında açar. İcra mahkemesi, böyle bir davada, davacı üçüncü kişinin talebi üzerine dava konusu hacizli malın satışının ertelenip ertelenmemesi hakkında, yukarda incelenen hükümler çerçevesinde, acele bir karar vermeye mecburdur. İcra mahkemesi, bu konudaki kararını diğer tarafı dinlcmeksizin dosya üzerinde dc verebilir.
Üçüncü kişi, haczi öğrendiği anda hacizli mal satılmış paraya çevrilmiş fakat satış bedeli henüz alacaklıya ödenmemiş ise, istihkak davasını satış bedeli hakkında açması gerekir.
Hacizli malın bedelinin alacaklıya verilmesinden sonra, üçüncü kişi, borçluya karşı sebepsiz iktisap davası açabilir.
Üçüncü kişinin doğrudan doğruya icra mahkemesinde istihkak davası açması halinde, daha önce istihkak iddiasından haberdar edilmemiş olan alacaklı, ilk oturumda üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul ederse, bu durumda aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama giderlerine mahkum edilemez.

Davacı: Mal borçlunun elinde haczedildiği zaman, istihkak davasının davacısı üçüncü kişidir. Üçüncü kişi mülkiyet, rehin, intifa, sükna, gibi ayni haklara ya da tapuya şerh verilmiş şufa, iştira, vefa, satış vaadi, gibi şahsi hakka
dayanması gerekir.
Borçlu ve kiracının istihkak davası açma hakkı yoktur.
Dava konusu şey dava sırasında bir başka kişiye devredilir ise davacının davacılık sıfatı sona erer, hakkı devralan davaya kaldığı yerden devam eder (HMK. m. 125).
İİK’nın 97/ 16. maddesinde “Koca aleyhine yapılmış bir hacizde karı şahsi malları üzerindeki haklarını Medeni Kanunun 160’ıncı maddesi hükmüne tabi olmaksızın kendisi takip edebilir” hükmü yer almakta ise de, Yeni Medeni Kanuna eski Medeni Kanunun 160. maddesi alınmadığı için bu hükmün pratik önemi kalmamıştır.
Borçlu ile üçüncü kişinin haczedilen taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde de, istihkak davası üçüncü kişi tarafından açılır. Bununla birlikte, alacaklıda istihkak iddiasının reddi davası açabilir.
İstihkak davası açma yükümlülüğünün İİK’nın 96 ve 97. maddeleri uyarınca üçüncü kişiye düştüğü durumlarda icra müdürünün hatalı olarak alacaklıya dava açmak üzere süre vermiş olması halinde alacaklı tarafından açılan davanın ret edilmemesi gerekir.

Mal, hak veya alacağın borçlu elinde haczedilmesi durumunda üçüncü kişi tarafından açılacak istihkak davasında davalı kural olarak takip alacaklısıdır. Bu nedenle istihkak davası açılırken dava dilekçesinde takip alacaklısının davalı gösterilmesi gerekir.
Maddi hata sonucu takip alacaklısı yerine başka bir kişinin davalı gösterilmesi, halinde, bu davanın gerçek takip alacaklısı huzurunda görülmesine engel değildir. Çünkü, davacının amacı, dava konusu mala haciz koyduran alacaklıyı dava etmektir. Maddi hataya dayalı yanlışlıkların HMK 183. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkündür. Bu durumda, gerçek takip alacaklısının davaya katılmasını sağlamak üzere uygun bir süre verilmesi ve taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamanın sürdürülmesi gerekir.
İstihkak iddiası konusu mal birden fazla alacaklı tarafından haczettirilmiş ve bu alacaklılar istihkak iddiasına itiraz etmiş ise, istihkak davasında itiraz eden tüm alacaklılar davalı gösterilmelidir. Alacaklılardan biri veya birkaçı davalı olarak gösterilmezse, üçüncü kişi, o alacaklıya karşı istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılır.
Takip konusu alacak dava sırasında üçüncü kişiye temlik edilmiş ise, dava temlik alana yöneltilerek yargılamaya devam edilmesi gerekir. Keza istihkak davasında sadece «borçlu» davalı gösterilmiş ise zorunlu dava arkadaşı olan alacaklı davaya dahil edilerek davaya devam olunur.
Kendisine karşı istihkak davası açılan davalı alacaklı, istihkak davasının görüldüğü aynı icra mahkemesinde davacı üçüncü kişi vc borçlu aleyhine, iptal davasını karşılık dava olarak açabilir. İcra mahkemesi, istihkak davası ile ‘karşılık iptal davasını’ birlikte basit yargılama usulüne göre inceleyip karara bağlar. Keza, istihkak davasına karşı ayrıca İİK’nın 277. maddesine göre ‘tasarrufun iptali’ davası açılmasına gerek olmadan muvazaa iddiası da ileri sürülebilir.
Karşılık dava olarak açılan ‘tasarrufun iptali’ davası için kanun ayrıca bir süre öngörmediğinden karşılık dava ‘istihkak davası’ karara bağlanmeaya kadar açılabilir. Karşılık dava olarak açılan bu davada ÎİK’nın 277. vd maddelerinde aranan “aciz belgesi” dava şartı olarak aranmaz.
Alacaklı, iptal davasını genel mahkemede ayrı bir dava olarak açmış ise, istihkak davasına bakan icra mahkemesi, genel mahkemede görülmekte olan iptal davasını bekletici mesele yapar.
Üçüncü kişinin alacaklıya karşı icra mahkemesinde açtığı istihkak davasına karşı, haczi yaptıran alacaklı da karşılık dava olarak tasarrufun iptali davası açabilir. Bu halde tasarrufun iptali davasının konusu yalnızca üçüncü kişinin davasına konu ettiği hacizli mala ilişkin olabilir. Bunun dışındaki mallarla ilgili olarak açılan iptal davaları istihkak davası ile birlikte incelenemez.
b) Borçlu üçüncü kişinin istihkak iddiasına itiraz etmiş ve malın kendisine ait olduğunu iddia etmiş ise, borçlunun da davalı gösterilmesi gerekir.
Borçlu, istihkak iddia edilen malın davacı üçüncü kişiye ait olduğunu kabul etmiş ya da üçüncü kişinin istihkak iddiasına karşı sükut etmiş ise, borçlu davalı gösterilmez.

İcra mahkemesi istihkak davasına genel hükümler çerçevesinde, basit yargılama usulüne göre mutlaka duruşmalı” olarak bakar. İstihkak davası harca tabi bir dava olduğundan, harcın ödendiği tarihte eğer; davacı harcını ödediği dilekçeyi daha sonraki bir tarihte mahkeme kalemine vermiş ise, bu hususun kalemce belgelendirilmiş olması halinde, bu tarihte istihkak davası açılmış sayılır.
İstihkak davasına ait dilekçenin, HMK’un 119, 121. maddelerine uygun biçimde ve içerikte düzenlenmesi gerekir.
Dava dilekçesinin içeriğinden, davacının amacının «istihkak davası» açmak olduğunun anlaşılabildiği durumlarda, davanın istihkak davası olarak kabul edilerek görülmesi gerekir. (HMK. m.33) Dava dilekçesindeki vakıaları nitelemek ve uygulanacak yasa hükmünü arayıp bulmak, hukukî nitelemeyi yapmak hâkimin görevi olduğundan, harcı yatırılarak açılan davada şikayet’ten, istihkak iddiasından, hacze itirazdan, takibe itirazdan söz edilmiş olmasının sonucu değiştirmez.
Haczedilen malın kendisine ait olduğunu ileri sürerek istihkak davası açan üçüncü kişi, ayrıca şikâyet yolu ile haczin kaldırılmasını isteyemez. Zira istihkak davası kabul edildiğinden zaten haciz kendiliğinden kalkacaktır.
İcra mahkemesi, öncelikle görevli olup olmadığını, davanın süresinde açılıp açılmadığını, davacının davayı açmada hukuki yararının olup olmadığını sırası ile incelemelidir.
Açılan davanın görevine girdiğini ve süresi içinde açılmış olduğunu saptayan icra mahkemesi, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığını araştırması gerekir.
Eğer icra mahkemesine, gereksiz olarak dava açılmışsa, icra mahkemesinin «hukuki yararın bulunmaması nedeniyle» davayı reddetmesi gerekir. Örneğin; istihkak davası açılabilmesi için, geçerli bir haczin varlığı ön koşul olduğundan, ortada geçerli bir haciz yoksa; hiç haciz uygulanmamış ya da uygulanan haciz için süresinde satış istenmemiş olması nedeniyle haciz düşmüşse, açılan istihkak davasının reddedilmesi gerekir.
Taraflara çıkartılacak meşruhatlı duruşma davetiyelerinde, tarafların belli edilen günde icra mahkemesinde hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği bildirilir. Bunun üzerine, taraflardan biri duruşmaya gelmez ve duruşmaya gelen taraf davayı takip edeceğini bildirirse, davaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir. İki taraf da duruşmaya gelmez veya bir taraf gelmez ve gelen taraf davayı takip etmeyeceğini bildirir ise, dava dosyası işlemden kaldırılır. (HMK m. 150/1).
İstihkak davası duruşmasında taraflara verilen «kesin süreler» amacına uygun kullanılmalı, davanın reddi için bir araç olmamalı, bu nedenle kesin süre için verilen ara kararları her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek şekilde açık ve eksiksiz yazılmalı, verilen süre yeterli olmalı ayrıca süreye uyulmamasının sonuçlarının da mahkemece açıkça hatırlatılması gerekir.
İstihkak davası acele işlerden olduğundan ve basit yargılama usulüne tabi olduğundan adli tatilde de bakılır.
İcra ve iflas kanunu hileli işlemlere ve anlaşmalara karşı alacaklıları korumak için, özel ispat hükümleri öngörmüştür. İstihkak davası konusu mal, borçlunun elinde haczedildiğinde, davacı / üçüncü kişi, malı ne suretle iktisap ettiğini ve malın borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukukî ve fiilî sebep ve olayları göstermek ve bunları ispat etmekle yükümlüdür.
İstihkak davası devam ederken, çözümlenmesi istihkak davasına etkili olabilecek davaların sonucu, icra mahkemesince bekletici mesele yapılır.
Mesela; Borçlu tarafından açılan «takibin dayanağı senedin bedelsizliğine dair menfi tesbit davasının ya da tehdit sonucu senet tanzim edildiğine dair ceza davasının, tasarrufun iptali davasının, tapu iptali ve tescil davasının, çek iptali davasının, istihkak davasına konu araç ile ilgili açılan hırsızlık suçu ile ilgili davanın bekletici mesele sayılması gerekir.
İstihkak davası açıldıktan sonra hacizli mal satılmış bulunursa, icra hâkimi, işbu satış bedelinin yargılama sonucuna kadar ödenmemesi veya alacaklının göstereceği teminat karşılığında veya halin icabına göre teminatsız derhal alacaklıya verilmesi konusunda ayrıca bir karar verir. Bu halde, bundan sonra davanın konusu, istihkak iddia edilen malın satış bedelidir. Bu satış bedeli icra mahkemesinin İİK’nın 97/10. maddesi gereğince vereceği karar üzerine alacaklıya ödenmiş olsa bile, istihkak davası son bulmaz. İstihkak davasına satış bedeli üzerinden devam edilir.
İstihkak davaları İİK’nın 97/11 maddesi gereğince genel hükümler çerçevesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılacağından HMK’daki davaların birleştirilmesi ile ilgili hükümlerin bu davalarda da uygulanması zorunludur.
Aynı yargı çevresinde yer alan icra hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan icra hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (HMK. m. 166/1,2)
İstihkak davası görülürken hacizli malın satılmış olması halinde, istihkak davasını kazanan (davacı) üçüncü kişi, icra mahkemesinin lehine verdiği karara dayanarak, ihalenin feshini isteyemez. Çünkü, alıcı ihale ile malın mülkiyetini iktisap etmiştir. Bu halde, istihkak davasının kabulüne karar veren icra mahkemesi, alacaklıya ödenmiş olan satış bedelinin davalı alacaklıdan alınıp davacı üçüncü kişiye verilmesine karar verir.104
Dava sonuçlandığında mahcuz mallar satılmış ancak para henüz alacaklıya ödenmemiş, yani satış bedeli henüz icra kasasında ise icra mahkemesi icra kasasındaki paranın üçüncü kişiye ödenmesine karar vermelidir.

İİK’mn 97/17. fıkrası, “İstihkak davasına karşı haczi yaptıran alacaklı bu kanunun 11 ’inci babı hükümlerine dayanarak ve muvakkat veya kati aciz belgesi ibrazına mecbur olmaksızın mütekabilen iptal davası açabilir. Dava ve mütekabil davada tarafların gösterecekleri bütün delilleri hakim serbestçe takdir eder. ” Hükmü gereğince, kendisine karşı istihkak davası açılan davalı alacaklı, istihkak davasının görüldüğü aynı icra mahkemesinde davacı üçüncü kişi ve borçlu aleyhine, iptal davasını karşılık dava olarak açabilir. İcra mahkemesi, istihkak davası ile ‘karşılık iptal davasını’ birlikte basit yargılama usulüne göre inceleyip karara bağlar. Keza, istihkak davasına karşı ayrıca İİK’nın 277. maddesine göre ‘tasarrufun iptali’ davası açılmasına gerek olmadan muvazaa iddiası da ileri sürülebilir.
Karşılık dava olarak açılan ‘tasarrufun iptali’ davası için kanun ayrıca bir süre öngörmediğinden karşılık dava ‘istihkak davası’ karara bağlanıncaya kadar açılabilir. Karşılık dava olarak açılan bu davada İİK’mn 277. vd maddelerinde aranan “aciz belgesi” dava şartı olarak aranmaz.
Alacaklı, iptal davasını genel mahkemede ayrı bir dava olarak açmış ise, istihkak davasına bakan icra mahkemesi, genel mahkemede görülmekte olan iptal davasını bekletici mesele yapar.
Üçüncü kişinin alacaklıya karşı icra mahkemesinde açtığı istihkak davasına karşı haczi yaptıran alacaklıda karşılık olarak tasarrufun iptali davası açabilir. Bu halde tasarrufun iptali davasının konusu yalnızca üçüncü kişinin davasına konu ettiği hacizli mala ilişkin olabilir. Bunun dışındaki mallarla ilgili olarak açılan iptal davaları istihkak davası ile birlikte incelenemez.

İstihkak davalarında sadece dava konusu edilen ve haklarında ‘geçerli haciz’ bulunan mallar hakkında hüküm kurulur. Haczedilen ancak hakkında istihkak iddiası bulunmayan mallar hakkında hüküm kurulmaz. Hükümde hangi mallar üzerindeki haczin kaldırıldığı açıkça belirtilmelidir. Sadece dava dilekçesine atıf yapılarak hüküm kurulması doğru değildir. Eğer hüküm fıkrasında ‘unutma nedeni’ ile hükme dahil edilmemiş mal var ise, bu mal hakkında tavzih yolu ile hüküm kurulamaz.
İstihkak davasını kaybeden taraf, yargılama giderlerine de mahkûm edilir. İstihkak davası nispî karar ve ilâm harcına tâbidir.
İstihkak davasında vekâlet ücreti de, nispî tarifeye göre belirlenir. Vekalet ücreti talep edilmemiş olsa bile mahkeme kendiliğinden hükmeder. Nispî vekâlet ücreti, istihkak davası konusu hacizli malın değeri ile davalının takip konusu alacağından hangisi az ise, onun üzerinden hesaplanır. İstihkak davasının ister reddine, ister kabulüne karar verilsin lehine karar verilen taraf lehine nispi tarifeye göre vekalet ücretine hükmedilir.
İstihkak davasının, görev, yetki, süre, husumet, dava ön şartının yokluğu nedenleri ile ret edilmesi, davanın nakli ve davanın açılmamış sayılması halinde, vekili bulunan davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre vekalet ücretine hükmedilir. Ancak; icra mahkemesinde hüküm olunacak vekalet ücreti tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde yazılı maktu vekalet ücretini geçemez.
Davada delillerin toplanmasına ilişkin ara kararının yerine getirilmesinden önce, davanın kabul edilmesi, haczin alacaklı tarafından kaldırılması, feragat nedeni ile red edilmesi gibi nedenlerle dava konusuz kalır ise tarifede belirlenen ücretin yarısına hükmedilir.
Davalı kendisine karşı dava açılmasına kendi eylemi ile sebep olmamış ve davayı ilk duruşmada kabul etmiş ise aleyhine vekalet ücretine hükmedilmez.
İstihkak davasının kabul veya reddine veya konusuz kaldığına ilişkin icra mahkemesi kararı, malın veya hakkın değerinin istinaf sınırını geçmesi şartı ile için istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf süresi, icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren on gündür.
İstihkak davası hakkındaki icra mahkemesinin kararları, maddî anlamda kesin hüküm teşkil eder.
İstihkak davası, diğer hukuk davaları gibi, tamamen HMK. hükümlerine göre incelenir ve sonuçlandırılır.
İstihkak davasında borçlu da davalı gösterilmiş ise, bu davada verilen icra mahkemesi karan, üçüncü kişi ile borçlu arasındaki ilişkide de maddî anlamda kesin hüküm teşkil eder. Bu nedenle, istihkak davasını kaybetmiş olan üçüncü kişi, kendi malı ile borçlunun borcunun ödendiğini bildirerek, borçluya karşı bir sebepsiz iktisap davası açamaz. İstihkak davasında üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul ettiği için borçlu davalı gösterilmemişse, üçüncü kişi ile alacaklı arasındaki istihkak davasında verilen karar, borçlu hakkında kesin hüküm teşkil etmez.

Dava yedi günlük yasal süre geçirildikten sonra açılmış ise dava süre aşımından dolayı reddedilir.
İcra mahkemesi, davacı üçüncü kişinin istihkak iddia ettiği malın üçüncü kişiye ait olmadığı kanısına varırsa, istihkak davasının reddine karar verir. Bu ret karan ile, mal üzerine konulmuş olan haciz kesinleşir. İcra mahkemesi, istihkak davasından önce veya sonra takibin ertelenmesine karar vermiş idi ise, bu erteleme karan, istihkak davasının reddi karan ile kendiliğinden kalkar ve alacaklı, dava konusu malın satılmasını isteyebilir. Alacaklının malın satılmasını isteyebilmesi için, istihkak dava-sının reddine ilişkin icra mahkemesi karannın kesinleşmiş olmasına gerek yoktur.
Davada;
– takibin ertelenmesine karar verilmiş,
– erteleme kararı fiilen uygulanmış,
– istihkak davasının reddine karar verilmiş ise,
Alacaklının alacağını geç almasından dolayı geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, davacı üçüncü kişiden gecikme tazminat alınmasına da karar verilir.
İİK’nın 97/3. maddesi uyarınca alacaklının muhtemel zarar karşılığı yasanın 36. maddesinde gösterilen teminat alınmamış ise, davacının %20 tazminatla sorumlu tutulması için gerekli koşullar alacaklı yararına oluşmaz ve davalı lehine tazminatta hükmedilemez.
Üçüncü kişinin İstihkak davasında (m.97/9) geçici durdurma kararı (m.97/13) teminatsız olarak verilmiş ve sonuç itibariyle dava reddedilmiş ise, inkar tazminatına hükmedilir.
İcra mahkemesinin “istihkak davası konusu malın bedelinin yargılama sonucuna kadar ödenmemesi veya teminat karşılığında alacaklıya ödenmemişine” dair kararından sonra istihkak davasının reddine karar verilmesi halinde davacının %20 oranında tazminata hükmedilmesi gerekir.
Tazminata hükmedilebilmesi için, alacaklı, yüzde yirmiye kadar olan zararını ispat etmekle yükümlü değildir. Alacaklı, zararın yüzde yirmiden fazla olduğunu iddia eder ise, bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Bu tazminat, davacının icra takibinin ertelenmesi kararını infaz ettirirken göstermiş olduğu teminattan alınır.
İcra mahkemesinin unutması nedeniyle inkâr tazminatına hükmedilmemesi ve kararın bu şekilde kesinleşmesi halinde, takip alacaklısı kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ‘takibin ertelenmesinden’ dolayı genel mahkemede haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğradığı gerçek zararın tazmini için dava açabilir.
İstihkak davasının reddine dair ilam ‘mülkiyetin tespitini’ içermediğinden ilamın ferileri karar kesinleşmeden infaza konulabilir.112
6183 sayılı Kanun gereğince kamu idaresi aleyhine açılan istihkak davasında, davanın kamu idaresi aleyhine sonuçlanması halinde, 6183 sayılı Kanunda hüküm bulunmadığından davacı lehine %20 tazminata hükmedilmez.
Mahkeme, istihkak davasında davacı üçüncü kişinin istihkak iddiasını haklı görülürse, üçüncü kişinin istihkak iddia ettiği hakkın mevcut olduğuna karar verir.
Borçlu, davada davalı olarak gösterilmemiş ise, davanın kabulüne karar verilmesi halinde ayrıca malın davacıya teslimine karar verilemez. Malın üçüncü kişiye teslimine karar verilebilmesi için borçlunun davada ‘davalı’ olarak gösterilmesi gerekir.
Davacı üçüncü kişinin iddia ettiği hak mülkiyet hakkı ise, malın mülkiyetinin davacı üçüncü kişiye ait olduğu anlaşıldığından mahcuz mal üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilir.
İstihkak davasının kabulüne ilişkin karar kesinleşmedikçe, mal üzerindeki haciz kalkmaz ve mal borçluya veya üçüncü kişiye teslim edilemez.
İstihkak davası devam ederken dava konusu mal satılmış ve satış bedeli alacaklıya ödenmiş ise, davanın kabulüne karar veren icra mahkemesi, alacaklıya ödenmiş olan satış bedelinin davalı alacaklıdan alınıp davacı üçüncü şahsa verilmesine karar verir.
İstihkak davası sonuçlanmadan dava konusu hacizli malı satılırsa, istihkak davası ‘ihalenin feshi’ nedeni yapılamaz.
İstihkak davasının kabulü kararı ile birlikte; davalı alacaklı ya da borçlunun kötü niyetli olması halinde mahkeme, davalı alacaklıyı ve davalı gösterilmişse borçluyu malın değerinin yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye de mahkum eder. (m.97/15)
2/7/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunla, İcra ve İflas Kanunudaki tazminat oranları yüzde yirmide sabitlenirken; bu fıkrada daha önceden mevcut olan %15 oranındaki tazminatın değişmemesinin tamamen unutmadan kaynaklı olduğunu düşünmekteyiz.
Kötü niyetten maksat:
Haciz sırasında haczedilen taşınırların davacıya ait olduğu alacaklı tarafından bilindiği halde alacaklının haciz yapılmasını kasten talep etmesidir.
Alacaklının kötü niyetinin, ayrıca davacı – üçüncü kişi tarafından ispat edilmesi gerekir. Eğer istihkak davası «alacaklı» ve «borçlu»ya karşı birlikte açılmış ise, bunlardan hangisinin kötü niyeti ispat edilirse, sadece onun aleyhine tazminata hükmedilir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi;
Alacaklının, üçüncü kişinin istihkak iddiasına karşı çıkmasının kötü niyetli bir davranış olarak nitelendirilemeyeceğini.. ,
Davacı ile borçlu birlikte aynı evde oturduklarından, alacaklının bu adreste haciz yapmasının kötü niyetli bir davranış olarak nitelendirilemeyeceğini…
Haciz takip dayanağı belgede ve ödeme emri tebliğ olunan işyerinde gerçekleştiğine göre alacaklının kötü niyetinden söz edilemeyeceğini…
Alacaklının, önceki adresinden ayrılmış olan borçlunun ailesinin oturduğu adreste haciz yapmasının kötü niyetli bir davranış olarak nitelendirilemeyeceğini belirtmiştir.
Borçlu hakkında yapılan bir icra takibi sırasında haksız yere malı haciz edilen üçüncü kişi, bu yüzden doğan gerçek zararının ödetilmesini, genel hükümlere göre, genel mahkemede alacaklı aleyhine açacağı ayrı bir dava ile isteyebilir. Bu davada kusur ve kötü niyetin varlığı aranmaz sadece haczin «haksız» olduğunun ispatlanması yeterlidir.

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*