Haciz ihbarnamesi nedir?

İİK’nın 89. maddesinde, borçlunun üçüncü kişilerde bulunan, kıymetli evraka bağlanmamış yani hamiline ait olmayan veya cirosu mümkün bir senede bağlı bulunmayan hak ve alacaklarının haczi konusu düzenlenmiştir.

Borçlunun mallarının haczini isteme aşamasına gelmiş bulunan alacaklı, borçlunun üçüncü kişilerde bulunan borçluya ait mal, hak ve alacakların da haczedilmesini isteyebilir.

Kıymetli evrağa bağlanmış mal ve hakların haczi, bunların fiilen görülerek, bunlara el konulması ile mümkündür.

Bonolar, çekler, hâmiline yazılı olan ya da cirosu mümkün senetler, ve anonim şirket hisse senetleri, bu maddeye göre üçüncü kişi senet borçlusuna (hisse senedini çıkarmış olan şirkete) haciz ihbarnamesi gönderilerek haciz edilemez, İİK’nın 88. maddesi gereğince senetlerin fiilen haczedilip, muhafaza altına alınması suretiyle haciz edilmesi gerekir.

Nama yazılı senetlere bağlı hakların haczi, ya borçlu yanında senetlerin fiilen görülmesi ve el konması veya vekaleten yahut intifa hakkı sahibi sıfatıyla elinde bulunduran üçüncü kişilerin yokluğunda «haciz ihbarnamesi» suretiyle mümkündür.

Kural olarak ilerde doğacak muhtemel bir hakkın haczi mümkün değildir. İİK’nın 89. maddesi gereğince üçüncü şahsa, borçlunun, nezdinde doğmuş ve doğacak hak ve alacaklarının haczi şeklinde haciz ihbarnamesi çıkarılması halinde, üçüncü şahsın sorumluluğu, haciz müzekkeresinin kendisine ulaştığı tarihteki mevcut (fiili) durumla sınırlıdır. Rutin ödemeler (kira alacakları vs.) dışında ileride doğacak, doğması muhtemel bir hakkın bu aşamada üçüncü şahıslara net olarak bilinmesi mümkün olmadığından, haciz ihbarnamesi muhtemel alacaklar açısından sonuç doğurmaz.

İİK’nın 89. maddesine göre 3. kişilere haciz ihbarnamelerinin gönderilebilmesi için kural olarak 3. kişinin nezdinde borçlunun “mevcut” bir alacağının bulunması gereklidir. Ancak, müstakbel (beklenen veya doğacak) alacaklar için haciz ihbarnamesi gönderilebilmesi 3. kişi ile borçlu arasında süregelen bir hukuki ilişkinin varlığına bağlıdır.

Hukuki münasebetin varlığı ve bu ilişki nedeniyle borçluya ödenecek ve devamlılık arz eden bir alacağın bulunduğu hallerde 3. kişiye İİK’nın 89. maddesine göre haciz ihbarnamesi gönderilebilir (kira alacağı vs. gibi). Yerleşik Yargıtay uygulaması da bu yöndedir.

Mesela, işçi ve memurların işveren nezdinde işleyecek ücret alacakları kiralayanın kiracıdan ileri aylara ilişkin kira alacağı müstakbel alacaklardır.

Maaş ve ücret alacakları dışındaki diğer alacakların İİK’nın 89. maddesi uyarınca haczi mümkün ise de maaş ve ücret haczi için İİK’nın 83 ve 355. maddelerinde özel bir düzenleme bulunduğu için maaş ve ücret haczinde İİK’nın 89. maddesindeki prosedür uygulanmaz.

Mevcut olan bir hukuki ilişkiye dayanmayan tamamen ümit ve ihtimale dayalı alacaklar için İİK 89. maddesinin ya da haciz işleminin uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle «haciz ihbarnamesi» ile üçüncü şahsa, “borçlunun nezdinde doğmuş ve doğacak hak ve alacaklarının haczi” şeklinde haciz ihbarnamesinin çıkarılması halinde üçüncü şahsın sorumluluğu haciz müzekkeresinin kendisine ulaştığı tarihteki mevcut (fiili) durumla sınırlıdır. İleride doğacak, doğması muhtemel hak bu aşamada üçüncü şahıs tarafından net olarak bilinmesi mümkün olmadığından bu şekilde çıkarılan haciz ihbarnamesi muhtemel alacaklar açısından sonuç doğurmaz.

İcra dairesi haciz ihbarnamesini mutlaka gerçek ya da tüzel kişiliği bulunan üçüncü kişilere göndermesi gerekir. Tüzel kişiliği bulunmayan birine gönderilen haciz ihbarnamesinin geçerliliğinden bahsedilemez. Ehliyetsizliğe ilişkin bu durum kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece re’sen dikkate alınmalıdır.

Ancak, 6352 sayılı Kanunla İİK nın 89. maddesine eklenen 7.fıkrada “Haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin veya müessesenin şubesine veya tüm şubelerini kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilir. Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği merkez, tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür.” Şeklindeki yeni düzenleme ile birinci ikinci ve üçüncü haciz ihbarnameleri tüzel kişilerin şubelerine de tebliğ edilebilecektir. Haciz ihbarnamesinin şubeye tebliğ halinde, hükümlerini (şubeyi de kapsayacak şekilde)üçüncü kişi hakkında doğuracaktır.

Borçlunun hak ve alacakları üzerine doğrudan doğruya haciz konulmasını mümkün olduğundan, borçlunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının üçüncü kişiye haciz yazısı veya haciz ihbarnamesi gönderilerek haciz edilmesi mümkündür. İcra dairesinin gönderdiği «haciz yazısı»nı alan üçüncü kişi, icra mah¬kemesine başvurarak «gönderilen haciz yazısının İİK. 89/1. maddesinde öngörülen haciz ihbarnamesinin özelliklerini taşımadığı» konusunda şikayette bulunamaz.

Üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderilebilmesi için takibin kesinleşmesi gerekir.

İcra müdürü, haciz edilmesi istenen hak ve alacağın İİK. 82. maddesi gereğince haczedilmemesi gereken haklardan olduğunu ileri sürerek, haciz ihbarnamesi göndermekten kaçınamayacağı gibi, kendisine birinci haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişi de kendisinde bulunan borçluya ait paranın yasalar gereği haciz edilemeyeceğini belirterek, bu para üzerine haciz koymaktan kaçınamaz

Borçlu kooperatif veya anonim şirket ise, kooperatif ortakları veya anonim şirket ortakları 89. madde uygulamasında üçüncü kişi sayılmaz.

Borçlunun üçüncü kişideki bir şeyin edasına ilişkin talep hakkı; iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden doğan alacaklar, bu maddeye göre haczedilebilir. Mülkiyeti muhafaza koşulu ile yapılan satışta, satıcının alacaklısı, satıcıda olan ve henüz ödenmemiş bulunan semen alacağı için üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi göndermesi mümkündür.

Üçüncü kişide bulunan borçluya ait taşınır mallar içinde haciz ihbarnamesi tebliğ edilebilir.

Borçlunun üçüncü kişiden almakta olduğu maaşı, İİK’nın 355. maddesi koşullarında haczedilebileceği gibi, haciz ihbarnamesi gönderilerek de haczedilebilir.

4949 sayılı Kanun ile, Kanunun 89’uncu maddesinin üçüncü fıkrası ile beşinci fıkrasının son cümlesinde yapılan değişiklikle; birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine karşı müracaat haklarını, “süreyi geçirmek suretiyle kaçırmış” üçüncü şahıslara, üçüncü bir bildirim ile, menfi tesbit davası açma hakkı tanımıştır.

Ayrıca maddenin üçüncü fıkrası hükmüne göre açılacak menfi tesbit davalarını maktu harca tabi olması öngörülerek, iyi niyetli üçüncü şahısların kolaylıkla menfi tesbit davası açmak suretiyle iddialarını ispatlaması olanağı getirilmiştir.

Yine maddenin beşinci fıkrasında yapılan değişiklikle üçüncü şahsa, borçlu ile kötü niyetli alacaklılardan paranın veya malın iadesini isteme olanağı sağlanmıştır. Maddede yapılan bu değişiklikle, haciz ihbarnamesine itiraz etmediği için gerçekte borçlunun kendisinde mevcut olmayan parasını / malını alacaklıya ödemek ya da; teslim etmek zorunda kalan üçüncü kişinin daha sonra hem borçlu hem de kötü niyetli alacaklı hakkında dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebileceği düzenlenmiştir.

Yersiz ve usulsüz haciz ihbarnameleri nedeniyle üçüncü kişi manevi tazminat isteyebilir mi? Alacaklının, iyi niyetli olarak ve alacağına kavuşmak için üçüncü kişiye 89/1 ihbarnamesi göndermesinden dolayı manevi tazminat istemesine imkan yoktur. Zira, tebliğ edilen haciz ihbarnamesine, üçüncü kişinin süresi içinde cevap vermesi ve itiraz etmesi halinde herhangi bir haciz tehdidinden söz edilemez.

İhtiyati haciz ve geçici haciz (m.69/1) kararlarına istinaden de «haciz ihbarnamesi» gönderilebilir. İhtiyati ve geçici haciz halinde üçüncü kişiye birinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi üzerine üçüncü kişinin itiraz etmesi halinde alacaklı icra mahkemesinde «gerçeğe aykırı beyan» dolayısı ile ceza ve tazminat davası açabilir. Ancak, bu davanın açılabilmesi için ihtiyati haczin veya geçici haczin kesin hacze dönüşmesi gerekir.

Üçüncü kişi, ihtiyati ve geçici hacze istinaden gönderilen birinci haciz ihbarnamesine itiraz etmez ise, kendisine ikinci ve üçüncü haciz ihbarnameleri gönderilir. İhtiyati veya geçici haciz «kesin hacze» dönüşünce üçüncü kişinin zimmetinde veya elinde olduğu kesinleşen para ya da mal icra dairesine teslim edilir.

  1. Haciz ihbarnamesi örneğine buradan ulaşabilirsiniz.

Madde metni:

Madde 89: Haciz İhbarnamesi

Madde 89 – (Değişik: 18/2/1965 – 538/49 md.)
Hamiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya lıükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi). Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4’üneü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir.
Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur.
(Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/22 md.) Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde savılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde savılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106’ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yiizde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.
Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini İcra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338’inci maddenin l’inci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini istiyebilir. İcra Mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder.
Üçüncü şahıs, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde haciz ihbarnamesine itiraz etmediği takdirde 65’inci madde hükmü uygulanır. (Değişik son cümle: 17/7/2003-4949/22 md.) Her hâlde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir.
Malın teslimi mümkün olmazsa, alacaklı icra mahkemesine müracaatla değerini üçüncü şahsa ödetmek hakkını haizdir.
Haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin veya müessesenin şubesine veya tüm şubelerini kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilir. Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği merkez, tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür.
Üçüncü şahsın beyanı hiçbir harç ve resme tabi değildir.
Bu madde hükmü, memuriyeti hasebiyle hakikate muhalif beyanda bulunan memurlar hakkında da uygulanır.

Bu madde, borçluların bankalardaki vadeli ve vâdesiz mevduatlarının haczinde geniş uygulama alanı bulur. Bankalar, bu tür hesaplar için gelen haciz ihbarnamelerine «meslek sırrı» gerekçesiyle haczi uygulamaktan kaçınamazlar.
Haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin veya müessesenin şubesine veya tüm şubelerini kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilir. Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği merkez, tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür, (m.89/7) Borçlunun bankadaki vâdeli mevduatı hakkında, bankaya haciz ihbarnamesi gelince, bankanın yine yedi gün içinde buna cevap verme yükümlülüğü vardır, hatta borçlunun vadeden önce parayı çekme yetkisi varsa icra dairesinin, borçlu adına bu yetkiyi kullanabilmesi ve vâdeden önce, bankadaki paranın, icra dairesine ödenmesi gerekir.

Bankadaki para, İİK’nın 89. maddesine göre, haczedilebileceği gibi, borçlunun bankadaki mevduatının haczedildiğini belirtir bir müzekkere tebliği sureti ile de haciz yapılabilir. Hatta icra müdürü bizzat bankaya giderekte borçlu adına olan hesap üzerinde fiili haciz uygulayabilir.

Haciz uygulanan hesap ortak hesap ise aşağıdaki şekilde hareket edilir:
Müşterek hesap: Bu durumda, müşterek hesap sahiplerinden her birisi, yalnız başına hesabın tamamı üzerinde tasarruf edebilir, yani bankadaki müşterek hesaptan dilediği kadar para çekebilir.
Bu hesap sahiplerinden birisinin alacaklısı, hesap sahibinin bankadaki hesabına, birinci haciz ihbarnamesi gönderir ve hesap sahipleri aksini önceden kararlaştırmamış ise, bankadaki paraya eşit hisselerle sahip sayılacaklarından, bankadaki müşterek hesabın borçluya ait hissesi üzerine haciz uygulanmalıdır.

İştirak halinde hesap: Bu durumda, hesap sahipleri ancak müşterek imza ile bankadan para çekmeye yetkilidirler. Bu hesap sahiplerinden birisinin alacaklısı tarafından, bankaya birinci haciz ihbarnamesi gönderilirse, iştirak halinde hesap sahiplerinden birinin borcu için, hesaptaki hissesinin haczi iştirak halindeki mülkiyet hissesinin haczi gibi, İİK’nın 94/1. maddesine göre olacağından, haciz ihbarnamesini alan bankanın yedi gün içinde, icra dairesine, borçlunun başkaları ile birlikte iştirak halinde hesabı bulunduğunu ve hesaptaki para miktarını bildirmesi gerekir. Bunun üzerine icra memurunun, borçlunun bankadaki iştirak halinde hesap hissesinin icra dairesine ödenmesine karar vermesi için İcra mahkemesine başvurması gerekir (İİK. m. 121). İcra mahkemesinin, diğer hesap sahiplerini de dinledikten sonra, borçlunun hesaptaki hissesinin icra dairesine ödenmesine karar vermesi gerekir.

Takip borçlusu, kendisine borcu bulunan kimse hakkında icra takibine geçmişse; icra dairesine borçludan alınacak paranın haczedildiği, bunun alacaklıya değil, haciz koydurmuş olan dosyaya ödenmesi istenebilir. Ayrıca, borçlunun, borçlusu ile gizlice anlaşmasının önüne geçmek için borçlunun, borçlusuna da haciz ihbarnamesi gönderilebilir.
Takip borçlusunun, bir banka ile arasında karşılıklı cari hesap sözleşmesi varsa, birinci haciz ihbarnamesini alan bankanın, yedi gün içinde, durumu (yani, borçlu ile arasında yapılan cari hesap sözleşmesini) icra dairesine bildirmesi gerekir. Bu halde haciz, borçlunun hesap bakiyesi üzerine konulmuş olur. Çünkü, borçlunun câri hesaptaki alacak kalemleri üzerine tek tek haciz konulamaz, sadece borçlunun hesap bakiyesi üzerine haciz konulabilir.

Bundan başka, banka birinci haciz ihbarnamesini kapatarak, hesap bakiyesini tesbit eder. Borçlu 15 gün içinde haczi kaldırmazsa, banka câri hesap sözleşmesini feshedebilir, etmezse, haciz koydurmuş olan alacaklının durumu câri hesaba yeni kalemler geçirilmek suretiyle ağırlaştırılmaz. Meğer ki, hesaba geçirilen kalemler, birinci haciz ihbarnamesinin bankaya tebliğinden önce doğmuş bulunan hukuki ilişkiden ileri gelmiş olsun.
Haciz koydurmuş olan alacaklı hesap bakiyesinden kendi alacağına düşen kısının ödenmesini, ancak hesabın 92. maddeye göre kapatılması gereken anda isteyebilir.

Mülkiyeti muhafaza koşulu ile devredilen malın satıcısının alacaklıları, satıcının, alıcıda olan ve henüz ödenmemiş bulunan senet alacağı üzerine, bu madde uyarınca haciz koydurabilirler.

Kıymetli evraka bağlanması mümkün olan hakların da haczi; şu özel durumlara göre, bu madde çerçevesinde mümkün olur.

Borçluya ait ve henüz kıymetli evraka bağlanmamış mal, hak ve alacakları, vedia, ariyet olarak yahut vekâleten üçüncü bir kişinin elinde ve fer’i zilyetliğinde bulunursa, bunların haczi, alacaklının istemi ile icra memuru tarafından bu konuda karar verilerek gerçekleştirilir ve bu durum, İİK.89/1. maddesi gereğince, birinci haciz ihbarnamesi ile, üçüncü kişiye bildirilir.

Bu ihbarname tebliğinin ve dolayısı ile, haczin bir sonuç vermesi, ihbarnameyi alacak üçüncü kişinin, buna İİK’nm 89/2-3. maddesine göre itiraz etmemesine veya menfi tesbit davası açmamasına yahut bu davayı veya İİK’nın 89/4. maddesine göre alacaklının açacağı davayı kaybetmesine bağlıdır.

Anonim şirket ortaklarının kişisel borçlarından dolayı, şirketin para ve malları haczedilemez, ancak borçlu ortağın şirketteki kar payı ile tasfiye payına haciz konulabilir.
Anonim şirketin borçlarından dolayı, ortaklar hakkında hiçbir şekilde takip yapılamaz, haciz müzekkeresi gönderilemez.
Anonim şirket ortağına ait anonim şirket hisse senedi, anonim şirkete haciz ihbarnamesi gönderilerek haczedilemez. Ancak İİK’nm 88. maddesi gereğince hisse senedi fiilen ele geçirilerek haczedilebilir. Borçlu ortağın, hisse senedine bağlanmamış olan anonim şirketteki payı İİK’nın 94. maddesine göre haczedilebilir.

Limited şirketin borçlarından dolayı ortakların şirketin kamu borçları dışında sorumluluğu yoktur. Borçlunun limited şirketteki ortaklık payı, haciz ihbarnamesi ile doğrudan doğruya haczedilemez, ancak şirket ortağı borçluya isabet edecek kâr payı haczedilebilir.

Adi ortaklıklarda, ortağın kişisel alacaklıları borçlu ortağın şirketteki ‘kar payını’ ve ‘tasfiye payını’ İÎK. 89. maddesine göre göre haczettirebilir.

Buna karşı ortakların kişisel borçlarından dolayı, ortaklık malları haczedilemez. Ancak tasfiye payı üzerine haciz konulabilir ve daha sonra icra mahkemesinden yetki belgesi alınarak, adi ortaklığın tasfiyesini talep etmek mümkündür.

Adi şirket adına, idareci ve temsilciler tarafından yapılan işlemlerden örneğin; düzenlenen bonodan doğan borçlardan, tüm ortaklar doğrudan doğruya, sınırsız ve zincirleme olarak sorumludur.

Kooperatifin borcu nedeni ile kooperatif ortağına haciz ihbarnamesi gönderilemez. Kooperatif alacaklılarına karşı sadece kooperatif sorumludur. Kooperatif ortağı, kooperatife karşı üçüncü kişi sayılmayacağından, kooperatifin ortaktaki alacağından dolayı, ortağa İİK. 89’a göre haciz ihbarnamesi gönderilemez.

Kolektif şirketin borçlarından dolayı birinci derecede şirket sorumludur. Ortaklar hakkında ancak şirket hakkında yürütülen takibin semeresiz kalması veya şirketin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde şirketin tasfiye sonucu beklenmeden, tüzel kişiliği sona ermeden, ticaret sicilindeki kaydı silinmeden şirket borçlarından dolayı, şirketle birlikte veya şirketten ayrı olarak ortaklar hakkında da takip yapılabilir.

Komandit şirketin borçlarından dolayı kollektif şirketlerde olduğu gibi birinci derece şirket sorumludur. Komandite ortaklar ancak ‘şirket hakkında yapılan takibin semeresiz kalması’ veya ‘şirketin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde’ şirket borçlarından dolayı sorumlu olurlar ve haklarında takip yapılabilir.


Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*