89/3 Haciz ihbarnamesine karşı açılan menfi tespit davası – Yargıtay kararları

Davacı tarafından süresinde cevap verildiği, bu durumda davalı alacaklının 89/2 haciz ihbarnamesi göndermemesi gerekirken gönderdiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacının, İcra Tetkik Mercii’ne başvurarak şikayet yoluyla ikinci haciz ihbarnamesini iptal ettirmesi mümkündür.
Ancak gereksiz yere de olsa ikinci haciz ihbarnamesi gönderildiğine ve 89/3. maddeye göre yedi gün içinde menfi tespit davası açılması zorunlu bulunduğuna göre davacının bu davayı açmakta hukuki yarar olduğunun kabulü ile davanın görülmesi gerekir. Mahkemece davanın, hukuki yaran bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir… (HGK. 6.10.2004 T., 4-472/481)

Gönderilen birinci haciz ihbarnamesine süresi içinde itiraz etmiş olan üçüncü kişiye gereksiz yere ikinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi halinde, üçüncü kişinin şikayet’ yoluyla icra mahkemesine başvurarak ikinci haciz ihbarnamenin iptal ettirebileceği gibi, İİK. 89/3 uyarınca genel mahkemeye başvurarak olumsuz tesbit davası da açabileceği, açtığı davanın hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle reddedilemeyeceği… (4. HD., 10.3.2004 T., 13585/3042)

Kendisine gönderilen birinci haciz ihbarnamesi üzerine hesaplarında mevcut olduğunu bildirdiği miktardan daha fazlası için ikinci haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişinin bu yanlışlığın düzeltilmesi için icra mahkemesine şikayette bulunma imkanının bulunmasının, genel mahkemede alacaklıya karşı olumsuz tesbit davası açmasına engel teşkil etmeyeceğini ve dava sonucunda davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği… (4. HD., 22.9.2003 T., 4804/10339)

Dava İcra ve İflas Kanunu’nun 89’uncu maddesine dayalı menfi tesbit davasıdır. Mahkemece davalının ikametgâhının Adana ilinde olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 89/111 maddesine göre üçüncü bildirimin tebliğinden itibaren 15 gün içinde icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde menfi tesbit davası açabilir. Davacının yerleşim yeri Gaziantep’te olduğuna göre esasa girilerek bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (19. HD., 24.06.2009 T., 5949/6199)

Davacı vekili, davalı A. Y.’in diğer davalı A. D.’den alacaklı olduğu iddiasıyla başlattığı icra takibine, müvekkili şirkete çıkarılan 89/1-2-3 haciz ihbarnameleri tebligatının usulsüz olması nedeniyle savunma haklarını kullanamadıklarını, müvekkili şirketin takip borçlusuna borcunun bulunmadığını belirterek borçlu olmadıklarının tespiti ile yapılan icra işlemlerinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı A. Y. vekili, borçlu A. D.’nin davacı şirketin ortağı olduğunu ve tebligatların usulüne uygun yapıldığını bildirerek davanın reddine ve %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı A.D., usulüne uygun tebligat çıkarılmasına rağmen duruşmaya gelmemiş ve cevap bildirmemiştir.
Mahkemece, iddia savunma ve toplanan delillere göre haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiği, A.D.’in fiilen davacı şirket çalışanı olduğu ve tebligatlarda yasaya aykırı yön bulunmadığı, takip borçlusu A. D.’in ise davacı şirket ortağı olup, davacı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı A.Y. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı üçüncü şahsın açtığı menfi tespiti davası reddedildiğine göre İİK’nın 89/3 maddesi uyarınca mahkemece, dava konusu şeyin %40’ından (şimdi %20) aşağı olmamak üzere davalı takip alacaklısı lehine tazminata karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. (19. HD., 28.6.2007 T., 1102/2872)

Davacı vekili, davalı şirket tarafından dava dışı borçlular aleyhine girişilen takip dosyasında, müvekkili adına İİK’nın 89. maddesi uyarınca ikinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini davalının birinci haciz ihbarnamesi göndermeden ikinci haciz ihbarnamesi göndermesinin hukuka aykırı olduğu gibi, üçüncü kişiler tarafından takip borçluları adına paranın müvekkili bankaya yatırıldığı, bu paranın Bucak Sulh Hukuk Mahkemesinin kararı ile takip borçluları adına ödendiği ancak davalı tarafın bu paranın icra dosyasına yatırılmasının talep edildiği, bu nedenle dava açma zarureti doğduğunu belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından girişilen icra takibinde, takip borçlularının davacı nezdinde bulunan paraların İİK’nm 85 maddesi uyarınca haczine karar verilip davacı bankanın icra dosyasına buna ilişkin olarak cevap verdiği ve mevduata bloke koyduğunu bildirdiği, davarını Tetkik Merciinde İİK’nın 89/2 uyarınca gönderilen ikinci haciz ihbarının iptaline karar verilip, hüküm Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından onandığı ancak bu kararın davacının borçlu olmadığı anlamına gelmeyeceği, davanın mevduat hesabına bloke koyduğunu bildirmekle artık borçlu duruma geldiğini öne sürerek davanın reddi ile %40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı tarafından dava dışı takip borçluları aleyhine girişilen takip sırasında İİK’nın 85 madde uyarınca, davacı banka nezdindeki takip borçlularına ait mevduata haciz konulduğu davacının cevabı yazısı ile borcu kabul ettiği, bu durumda gönderilen haciz ihbarının yasal unsurları taşımamasının önemli olmadığı, davacı bankanın nezdinde bulunan parayı sehven ödediğini kabul ettiği gerekçesi ile davanın reddi ile davalı yararına %40 tazminata karar verilmiş, hüküm davacı vekillince temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nın 89/2 maddesi uyarınca çıkarılan haciz ihbarnamesi üzerine açılmış menfi tesbit davasıdır. Davaya temel alınan ikinci haciz ihbarnamesinin icra mahkemesince yargılamanın devamı sırasında iptal edilmesi nedeni ile davanın, konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece davanın konusu kalmadığından esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (19. HD., 2.3.2006 T., 2005/4664; 2076)

Davacı vekili, davalı şirketin dava dışı şirketlerden olan alacağı için giriştiği takipte müvekkiline İİK’nın 89/1. maddesi gereği birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiğini, posta yolu ile itiraz edilmesine rağmen, süresinde olmadığından reddedilerek ikinci haiz ihbarnamesinin gönderildiğini buna yapılan itirazın da yasaya aykırı olarak reddedilerek üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiğini, ikinci haciz ihbarnamesine süresinde itiraz edilmesi nedeniyle üçüncü haciz ihbarnamesi işleminin yasal ve hukuki dayanağı bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin dava dışı takip borçlularına herhangi bir borcunun da bulunmadığım iddia ederek davalıya borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiş, duruşmaya da gelmemiştir.
Mahkemece, İİK’nın 89/3. maddesine göre ikinci haciz ihbarnamesinden kaynaklanan menfi tesbit davalarında yetkili mahkeme icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi olup, davacı tarafından yapılan icra takibi de İstanbul 7. İcra Müdürlüğünde yapılmış olduğundan mahkememizin yetkisizliğine, kararın kesinleşmesinden sonra dava dosyasının müracaat halinde yetkili ve görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacının yerleşim yeri Ankara’dır. İİK’nm 89/3. maddesiyle davanın bu yerde açılması olanaklıdır. O nedenle aksi düşünceyle yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş olması yanlıştır. (19. HD., 28.3.2005 T., 1126/3927)

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK’nm 89. maddesi uyarınca gönderilen birinci ve ikinci haciz ihbarnameleri nedeni ile borçlu olmadığına ilişkin menfi tesbit davasıdır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalı tarafından davacıya gönderilen birinci haciz ihbarnamesine süresinde cevap verildiği, icra dosyasından davacıya yazılan tezkerenin ikinci haciz ihbarnamesi niteliğinde bulunmadığı, bu nedenle borcun davacının zimmetinde sayılmayacağı için davacının herhangi bir haciz tehdidi altında bulunmadığı ve dava açmakta hukuki menfaati olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Her ne kadar mahkeme kararında davacı adına ikinci haciz ihbarnamesi çıkarılmadığı belirtilmiş ise de, icra dosyası incelendiğinde davacı üçüncü şahıs hakkında İİK’nın 89/2. maddesi uyarınca ikinci haciz ihbarnamesi çıkartılmış olup, 1.7.2003 tarihinde de tebliğ edildiği görülmüştür. Hal böyle olunca davacının dava açmakta hukuki menfaatinin olduğu kuşkusuzdur. Mahkemece davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddinde isabet görülmemiştir. (19. HD., 2.3.2005 T., 4666/2079)

Medeni Yasa’nın 6. maddesi gereğince iddia sahibi iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Genel kural ve yasal düzenleme böyle olmakla birlikte; somut olayın özel¬liğine göre kanıt yükü yer değiştirebilir. Bu bağlamda, davacının açtığı davaya davalı tarafından verilen cevapta, davacı ile borçlu arasında borcu doğuran bir hukuki ilişkiden söz edilmemiş; sadece davacının borçlu olmadığını kanıtlaması gerektiği ileri sürülmüştür.
Şu durumda, borçlunun davacıdan alacaklı olduğunu belirten borç doğuran bir ilişkinin davalı (alacaklı) tarafından ileri sürülmesi gerekir. Böyle bir ilişkiye dayanmadan soyut olarak borçlunun davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürülemez ve bu ilişkinin neye dayalı olduğu açıklanmadan davacıdan borçlu olmadığını kanıtlaması beklenemez. Davacının salt borçlunun babası olması onun borçlu olduğu sonucunu doğurmayacağından somut olayda davacının olumsuzu kanıtlama olanağı bulunmamaktadır… (4. HD., 13.9.2005 T., 7367/9169)

Dava, istirdat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava reddedilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir. Davacı, davalılardan C’nin borçlu, F’nin ise alacaklı olduğu İcra dosyasında İcra İflas Kanunu’nun 89. maddesine göre kendisine birinci ve ikinci haciz ihbarnameleri gönderildiğini ve fakat itiraz edilmediğinden borç yedlerinde sayıldığından ihbarnamedeki bedelin haciz sonucu ödendiğini ancak takip borçlusunun kendinde alacağı olmadığından ödemiş olduğu bu paranın takip borçlusu ve alacaklısından geri alınarak kendisine verilmesini istemiştir. Mahkemece, süresinde haciz ihbarnamelerine itiraz edilmediği ve menfi tespit davası açılmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir.
Davacı, borçlu olmadığı bir paranın ödendiğini iddia ettiğine göre, dava İİK’nın 89/5. maddesine dayalı bir istirdat davasıdır. Anılan yasa hükmü gereğince davacı, dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın takip borçlusundan veya kötü niyetli olması halinde takip alacaklısından geri alınmasını isteyebilir. Çünkü takip borçlusu davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiğinden kötü niyetli ise takip alacaklısı da davacıya karşı haksız eylem nedeniyle sorumlu olur.
Davacının süresinde itiraz etmesi veya menfi tespit davası açması durumunda eldeki alacak davasına gerek olmayacağına göre yerel mahkemenin ret gerekçesi yerinde değildir. Şu durumda, mahkemece işin esasına girilerek taraf delilleri toplanarak varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekir… (4. HD., 15.09.2005 T., 9609/9295).

Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 94/2 maddesi gereğince konumu ve durumu ile aleyhine dava açılmasına yol açmayan ve ilk oturumda davacının iddiasını kabul eden davalı yargılama giderleri ile yargılama giderlerinden olan avukatlık parası ile sorumlu tutulamaz. Somut olayda, davalı tarafından davacıya birinci haciz ihbarnamesi tebliğ edilmiş, davacı buna itiraz etmediğinden borç davacının zimmetinde sayılmış, bundan sonra davacıya çıkartılan ikinci haciz ihbarnamesinin tebliği üzerine eldeki bu dava açılmıştır. Birinci haciz ihbarnamesine itiraz etmeyerek dava açılmasına davacı sebep olmuşsa da, ilk oturumdan önce veya en geç ilk oturumda davayı kabul etmeyen davalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 94/2. maddesinde aranan iki koşuldan biri gerçekleşmediğinden yargılama giderleri ile avukat parasından sorumlu tutulmalıdır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek davalının, yargılama giderleri ile davacı yararına hükmedilecek avukatlık parasından sorumlu tutulmamış olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir… (4. HD., 12.05.2005 T., 11367/5357).

 


Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*