3. Haciz ihbarnamesi ile ilgili Yargıtay kararları

Takibin kesinleşmesinden sonra alacaklı tarafından 3. kişiye göndertilen İİK’nın 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamelerinin usulsüz tebliğ edildiği yönünde 3. kişinin icra mahkemesine herhangi bir başvurusu bulunmamaktadır.
Adı geçene gönderilen 3. haciz ihbarnamesine karşı da yasada öngörülen 15 günlük süreden sonra menfi tespit davası açtığından sözü edilen alacak 3. kişi nezdinde kesinleşmiştir. Bu durumda, şikayetin kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddi isabetsizdir… (12. HD., 31.01.2008 T., 2007/23289; 1481)

Davacı vekili, davalılar tarafından dava dışı A. İnş. Ltd. Şti. aleyhine iki adet icra takibi yapıldığını, müvekkiline yönelik olarak çıkarılan 1. haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz edilemediği için 2. haciz ihbarnamelerinin çıkarıldığını dava dışı şirketin müvekkili nezdinde alacağının bulunmadığını beyan ederek müvekkilinin davalılara borçlu olmadığına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının dava dışı şirketten doğması muhtemel alacaklarının olduğunu, bu nedenle haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda dava dışı şirketin davacıdan 212.484.680 TL. alacağının olduğu, davalıların icra dosyalarında belirttikleri kadar dava dışı şirketin davacıdan alacağının olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının dava dışı A. Ltd. Şti’ye 19.076.52 YTL. borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi asıl ve ek raporuna karşı davalılar gerekçelerini de belirterek yaptıkları itirazlarında yeniden rapor alınmasını istemişlerdir. Bu durumda mahkemece davalıların itirazları da gözetilerek dava dışı borçlunun haciz ihbarının tebliğinden sonra davacı idare nezdinde bir istihkak alacağı doğup doğmadığı ya da dava dışı Akcanlar Şirketine davacı tarafından bir ödeme yapılıp yapılmadığı yönünden kayıtlar üzerinde uzman bilirkişi kanalıyla inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir… (19. HD., 30.1.2007 T., 2006/6787; 552)

Üçüncü kişi şikayetçi bankaya 25.10.2005 tarihinde tebliğ olunan 89/1 haciz müzekkeresine yasal süresi içerisinde ilgili bankaca itiraz olunmadığı gibi, paranın bloke edildiği de ayrıca bildirilmiştir. Bu durumda. 4949 Sayılı Yasa ile değişik İİK’nın 89/3. maddesi gereğince 3. şahsa usulüne uygun 89/2 haciz ihbarnamesi gönderilmesi, bu haciz ihbarnamesine de süresinde itiraz edilmemesi halinde zimmetinde sayılan borcun ödenmesi için 3. kez İcra dairesince bildirim yapılması zorunlu olduğundan icra mahkemesince yasanın emredici kurallarına uyulmayarak birinci haciz ihbarnamesinin tebliğinden sonra muhtıra ile paranın icra dairesine gönderilmesini isteyen icra müdürlüğünün işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddi yolunda hüküm kurulması isabetsizdir… (12. HD., 07.07.2006 T., 12338/15074)

Alacaklı tarafça üçüncü kişiye çıkarılan birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerinin icra mahkemesince iptali halinde, bu ihbarlara dayalı olarak üçüncü kişinin icra veznesine yatırdığı parayı alacaklıdan muhtıranın kendisine tebliğ tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun değişik 2. maddesinde öngörülen avans faizi ile birlikte talep edebileceği icra veznesine paranın yatırıldığı tarihten muhtıranın tebliğ tarihine kadar uğradığı zarar için üçüncü kişinin ayrıca mahkemede dava açma hakkının saklı olduğu… (12. HD., 5.2.2002 T., 940/2284)

Alacaklı tarafından başlatılan kredi sözleşmesine dayalı genel haciz yoluyla takibe karşı şikayetçinin, birinci haciz ihbarnamesi gönderilmeden ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, borçlunun tespit edilen 8.004,33 TL alacağının icra dosyasına yatırıldığı halde, şikayetçi şirket hakkında haciz işlemleri yapıldığını ve bankalara haciz yazılarının gönderildiğini belirterek şikayetçinin borçlu statüsüne sokulmasına ilişkin takip işlemlerinin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz edilmediği gibi süresinde menfi tespit davası da açılmadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK’nın 89. maddesi, borçlunun üçüncü kişi nezdindeki hak ve alacağına ilişkin haciz ihbarnamesi gönderileceğini öngörmüştür. Belirtilen maddedeki borçlu tabiri, takip borçlusunu içermektedir. Somut olayda, borçlu Ramazan Yıldız hakkında takibe başlandığı, anılan borçlunun hak ve alacaklarının haczi için şikayetçi şirkete ÎİK’nın 89. maddesi gereğince birinci, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamesi tebliğ edildiği ve itiraz edilmediğinden alacağın şikayetçi şirket nezdinde kesinleştiği görülmektedir.
Borç zimmetinde sayılan şirket, borcu icra dairesine ödemekle yükümlüdür. Ödeme yapılmazsa İcra ve İflas Kanunu uyarınca haciz uygulanabilir. Ancak sonuçları, takip borçlusuna borcu olan üçüncü kişiler yönünden ayrı şekilde tayin edilmiş İİK’nın 89. maddesi uygulanamaz. Bu durumda, alacaklının alacaklının talebi üzerine şikayetçi şirketin bankalarda olan mevduatlarının haczi için yazılan ÎİK’nın 89/1 haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verilmesi yerine, şikayetin tümden reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. (12. HD., 07.03.2012. T., 2011/20012; 6797)

Şikayetçi 3. kişiye 1.haciz ihbarının tebliğ edildiği 12.05.2000 tarihinde yürürlülükte olan ve somut olayda uygulanması gereken İİK’nın 89/1 maddesine göre, 1 .haciz ihbarı tebliğ edilen 3. kişi itiraz etmez ise borç zimmetinde sayılır. Bunun üzerine üçüncü kişiye 89/2 adı altında ikinci bir ihbarname gönderilir. Bu ihbarnamede 89/1’e itiraz etmediğinden borcun zimmetinde olduğunun kabulü ile ikinci haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde borcu icra dairesine ödemesi, aksi halde cebri icra yolu ile tahsili yoluna gidileceği bildirilir. Aynı maddenin 3.fıkrasına göre zimmetinde sayılacak borç, l.haciz ihbarında belirtilen miktarla sınırlıdır. Bir diğer ifade ile 2.haciz ihbarnamesi ile l.haciz ihbarnamesindeki miktar artırılamaz. 3. kişinin temerrüt faizinden sorumluluğu ise, 2.haciz ihbarnamesi ile ödemenin yapılması gereken tarihte yapılmaması ile başlar. Borçlu ile 3. kişi arasında özel bir ilişkinin kanıtlanamaması durumunda da, 3095 sayılı yasanın I. maddesine göre temerrüt tarihi olan bu tarihten itibaren yasal faiz hesaplanması gerekir.
Somut olayda, l.haciz ihbarnamesinde haciz konulan miktar 2.320,00 TL olarak belirtilmiş olup, 3. kişinin sorumluluğu bu miktar ile sınırlıdır. Şikayetçiye gönderilen 2.haciz ihbarnamesinde bu miktarın aşılarak 2.393,00 TL nin ödenmesinin istenmesi 3. kişi aleyhine sonuç doğurmaz. Öte yandan 3. kişi ile borçlu arasında özel bir ilişki bulunduğu da kanıtlanamadığına göre 1 .haciz ihbarnamesinde istenen ve itiraz edilmemesi nedeniyle şikayetçinin zimmetinde sayılan 2.320,00 TL ye, temerrüt tarihi olan 21.06.2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 1. maddesine göre yasal faiz hesaplanarak şikayet konusu muhtıra tarihi itibari ile borç miktarının belirlenmesi gerekir. Mahkemece bu açıklamalara aykırı şekilde 2.haciz ihbarnamesindeki miktar esas alınmak suretiyle ve avans faiz oranı üzerinden hesaplama yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. (12. HD., 15.02.2011. T., 2010/20272; 630)

Somut olayda İİK’nm 89/1. maddesi uyarınca düzenlenen 05.03.2008 tarihli 1. haciz ihbarnamesinin şikayetçi üçüncü kişiye 10.03.2008 tarihinde tebliğ edildiği, yasal sürede cevap vermiş ise de 3. kişinin 12.03.2008 tarihli cevabının itiraz niteliğinde bulunmadığı, bunun üzerine düzenlenen 26.03.2008 tarihli 2. haciz ihbarının adı geçene 31.03.2008 tarihinde tebliğ edildiği ve 3. kişinin 02.04.2008 tarihinde ve yasal süre içinde cevap verdiği görülmüştür. İkinci haciz ihbarına verilen 02.04.2008 tarihli ceva¬bın incelenmesinde 3. kişinin açıkça haciz ihbarına itiraz ettiği anlaşılmıştır.
Bu durumda 3. kişi yasal sürede ikinci haciz ihbarına itiraz ettiğine göre, borç zimmetinde sayılamayacağından, borcu ödemesi istenemez ve hakkında haciz kararı verilemeyeceğinden, icra müdürlüğünce alacaklının haciz talebinin reddi yönünde verdiği karar doğru olup, mahkemece şikayetin kabulü yerine reddi isabetsizdir. (12. HD., 19.01.2010 T., 2009/19352; 874)

Somut olayda İİK’nın 89/1. maddesi uyarınca düzenlenen 1. haciz ihbarnamesinin şikayetçi üçüncü kişiye tebliğ edildiği, yasal sürede itiraz etmemesi üzerine düzenlenen 27.03.2007 tarihli 2. haciz ihbarının adı geçene 03.04.2007 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Şikâyetçiye tebliğ edilen 2. haciz ihbarının incelenmesinde “üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılacağı…” ihtarını taşımadığı ve bu hali ile 4949 sayılı Yasa ile değişik İİK’nın 89/3. maddesine uygun olmadığı anlaşılmıştır. Bu dununda anılan haciz ihban yasal şartlan taşımadığından ve İİK’nın 89/3. maddesinin emredici hükmüne uygun düzenlenmediğinden geçersizdir.
Yasanın emredici kuralına aykırı bu husus kamu düzeniyle ilgili olduğundan İİK’nın 16/2. maddesi uyarınca süresiz şikâyete tabidir. O halde Mahkemece şikâyetin kabulü yerine istemin süre aşımı nedeniyle reddi isabetsizdir. (12. HD., 23/09/2008 T., 15646/16134)

Cevapla

Email adresiniz paylasilmaz.. Zorunlu alanlari doldurunuz. *

*